top of page
Ay Aşamaları

Derin Kasvet Mektupları 14.07.2023

  • Yazarın fotoğrafı: Baran
    Baran
  • 15 Tem 2023
  • 2 dakikada okunur


O aradığım vahşi şiir, ancak şiirin sonunda beni buldu. Cehennemi arıyordum, bunu somutlaştırmak için alev alev yanan kazanları, eriyen derileri düşünüyordum ve şiiri buraya getirmek istediğimi biliyorsun. Dante’nin değil Homeros’un cehennemini bulduğumda öylesine sevinmiştim ki, gerçeği bulmuştum. Devamında odamın tahrip edici bir kuvvetle şiirin orta yerine gelip yerleşmesi tesadüf değildi, kaldı ki şiirde bu temanın bir anda varoluşu benim bu odayı terk etme fikriyle barışmamla paraleldir. Sana “Yeraltına önce bir amaçla yolculuk etmeyi fakat orada bir azapla karşılaşmayı düşünüyorum” demiştim. Nasıl da safmışım. Kendime ve elle tutulur hırpani gidiş gelişlerime yenilmeyip bu şiiri yazmaya devam ettiğim için çok memnunum. Şeytanı ve cehennemi, azabı, yeraltını başka nasıl bulabilirdim ki? O sırada içinde yaşadığım halde. Balinanın karnı, ana rahmi, odam, yeraltı ve cehennem. Bunların hiçbiri birbirinden farklı şeyler ifade etmiyor benim için. Adını bilmediğim bir ateşin içinde doğmuşum, burası benim evim dizesini hatırladım bunları yazarken. Hayat bazen çok garip ve manidar. Çağrı yeni değildi, şu ana kadar yazdığım her şey çağrının bir parçasıydı ve ben bunu ancak bu şiiri bitirmekle anlayabilirdim. Bir şeyi kaybetmekle barışmadan onu kazanamayacağının başka bir kanıtı bu. Satan şiirin sonunda, seksle ve vahşetle, sandığımdan çok daha başka şekilde ortaya çıktı. Benim yeraltımda kaynayan kazanlar yoktu; matım ve pencerelerim vardı, duvar halım ve çalışma masam, şiirlerim, mumlarım… Bir de sen vardın. Son bölümleri yazarken artık şiirin somutlaşmasından hiç korkmadığım ortada, işte en derin ve gerçekçi imgeleri ise o zaman görebildim. Onları zihnimde üretmedim onları bilincimde hazır halde buldum. Hepsi dokunabildiğim şeylerdi, küllük ve gardırop gibi. Şeytanı tanımadan tanrıya ulaşamazsın. Ölmeden şeytanı tanıyamazsın. Şiir yazmadan ölemezsin. En azından görüyorsun ya ben ölemezdim.


“Ben bir yabancıdır.” Bu dize hiçbir zaman bu şiirde kendine yer bulamadı ve geriye dönüp baktığında bunun isabetli olduğunu düşünüyorum. Ben, bir yabancı değildir. Bir başkasıdır ama bu onun sana yabancı olduğu anlamına gelemez. Çok sığ bir yorum olurdu.


Şiirin 9. Bölümünün sonundaki fikrevimi cüceden savunmuş olmak düşüncesi beni açıkça geriyor. Çünkü yanlış bir şeydi bu yaptığım apaçık. Her şeyiyle buna yoğunlaşmış birinin böyle bir fırsatı teptiğini görmek benim için üzücü en azından. Aynı rüyayı şimdi görsem o cüceyi kucaklar ve yüzüne bakardım, onu öperdim ve koklardım. O benim hayvanımdır, hayvansımdır. Muhtemelen de bir dişidir. Onunla sevişirdim. Fakat yanlışsa da yaptım, hele şiirin artık açıklığa kavuştuğu yerde onu kovdum. Bu şiirin sonunu, bu şiirde yazmadığım rüyalar getirdi. Belki de onları da yazmalıyım, ama o rüyaları şiirsel bulmuyorum sanırım içten içe. Halime’yi, odamı ve taşınmayı yazmak istemiyorum. Bunları yazmak arkasından rasyonel cümleleri de getirir, bu işte rasyonelitenin yeri yok artık. Belki o rüyayı şiirselleştirmek üzerine biraz daha düşünmeliyim. Ambalajını soymak belki. Bir cücenin ambalajını soysam sence nasıl olur?

 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • YouTube

©2020, twentyfourthskyart

bottom of page