Günler Düşü - 19.04.2022 - 1. Kısım: Semboller ve İmgeler
- Baran

- 19 Nis 2022
- 2 dakikada okunur

Sembollere karşı oldukça tutkuluyum. Mitler, antik dinler ve anlatılar, mistik tarikatlar, Hristiyanlık ve kültleri… Bunlarla bunca ilgilenmemin sebebi imgelere ve sembollere olan tutkum. Bunlar sanki birikmiş ve kabul görmüş “anlatılar” gibi, alışılageldik bir sembol insanın zihninde onlarca kelimelik bir metnin uyaramayacağı düşünceleri tetikleyebilir; kolayca yeni ruh halleri yaratabilir. Nihayetinde her şeyin anlamla, anlatıyla ilgili olması biraz can sıkıcı, işleri de daha karmaşık hala getiriyor. Bundan sonra imgenin zihinde canlandırdığı tasvire vakıf olmak halini tanımlamak için “anlam”, “anlatı” kelimesi yerine başka bir kavram kullanmayı düşündüm ama bulamadım. Belki kavrayış?
Çoğunlukla tercihim “ruh hali anlatısı”, “hissetmek” gibi şeyler oluyor. Bunları çoğu şiirin imgeleri için hala kullanabilirim ama konu yüzyıllardır kullanılagelen semboller olduğunda bu kullanımları yetersiz buluyor olabilirim. Alışılmadık bağdaştırmalardan oluşmuş ya da eserin içinde yeni baştan yaratılmış imgeler için “ruh halini hissetmek” kullanılabilir, hayır bunu sadece şiir için düşünmek o kadar da mantıklı değil. Tekrar tekrar kullanılmış, entegre olmuş, değişmiş antik fakat bilinen o imgeler. Alevli kılıç, göğe yükseliş, elma, kahramanın yolculuğu, mevsim döngüsü tanrıları, tanrıların şehveti, altın post, canavarın midesi, yıldırım çarpan kule, diriliş, çarmıh, iç yolculuk; siyah, beyaz, kırmızı güller, ağaç ve daha yüzlercesi… Yeterince eser tüketmiş herkesin zihninde aynı şeyleri canlandırabilen bu semboller… Yüzlerce yıldır aynı anlamlarla, çağlara entegre olan; belki özü arkaik fakat anlamları güncel bu kelimeler… Ahitlerde, vahiylerde, destanlarda, romanlarda, şiirlerde, sahnede, sinemada tekrar tekrar kendine yer bulan bunca konsept. İnsanın yaratımı kolektif bir iştir. Allan Poe’nun şiirlerinde Homeros’un parmak izi yadsınamaz. Bu sembolleri kullanmak yaratıcıyı, yaratımı esnasında büyük bir yükten kurtarır. Örneğin günah gibi kapsayıcı fakat öznel bir kavramı, eseri tüketene aktarmak için hikâyenin ortasında bir elma bırakılır. “Hissetmek”, “anlamaktan” tatlıdır.
Bugün Salı, saat 13.00. Siyasal Düşünceler tarihi çalışmaktan hemen sıkıldım. Gece çok az uyudum. Birkaç gündür hep sarhoştum, hala ayılamadım. Sınav saatini bekliyorum. Hala spesifik bir şiire kafa yoracak vaktim olmadı. Rimbaud diyorum kendime önce, öbür yandan hala İlhan Berk ile ilgili hala elle tutulur bir şey yazmış değilim. Sinemadan birazcık daha anlasam kolları sıvayıp Endless Poetry’i analize soyunacağım. “Mizah üzerine yazmak” konusunda da bahsetmek istediğim onca şey var. Günler torbaya girmedi, biliyorum. Sadece bu aralar kendimi yaratıcılığımın zirvesinde hissediyorum. Enerjik ve çalışkanım. İhtimal bugün bir şiirin üzerine topyekûn saldıracağım.





Yorumlar