top of page
Ay Aşamaları

Günler Düşü - 05.05.2022

  • Yazarın fotoğrafı: Baran
    Baran
  • 5 May 2022
  • 3 dakikada okunur

Ne kadar dikkat dağıtıcı şey oluverirse oldu birdenbire. En keskin, rahatsız edici kokular önce rüyama girdi; sonra beni rüyalardan kaldırıp gerçeğe doğru çekti. Bu ağır kokular gözlerimi kaşındırdı, sonra sırayla annem, ablam, kediler… Kahveyi bulamadım, sonra çakmak bulamadım, oda soğuktu ayaklarım üşüdü. Nihayetinde yazmaya oturduğumda neredeyse bir saat geçmişti, curcuna. Bu evin gecenin dördünde bile böyle kaotik olması sanırım beni buradan içten içe uzaklaştıran şeyin kendisi. Hiç uyumayan, korkunç bir ev burası. Işıkları daima açık, kalabalık. Bu evde daima uyanık birileri var, gürültü var, sürekli yemek pişiyor ya da bir şey izleniyor. Bu kadar fazla unsur odaklanmayı imkansız kılıyor, gerçeğin pençesinden kurtulup da zihnimin ücra köşelerinde kendi kendime kurma işine asla dalamıyorum. Bunun aynısını daha yeni yaşadım, Efes’te, korkunçtu.


Efes’e, şiir yazmak için gitmedim. Ama hayat ya, Kristoloji ve Gnostizm okumalarım Efes’e gidişimden hemen öncesine denk geldi. Bu durum beni Hristiyanlık tarihinin önemli birkaç olayına tanıklık etmiş (Meryem’in öldüğü, Yuhanna’nın İncil’ini yazdığı, konsüllerin gerçekleştiği) bu yere karşı onulmaz bir hevesle donatmıştı, tekrar. Bu sefer bu kenti bambaşka bir perspektiften anlamaya, keşfetmeye uğraşıyordum. Şiir biraz böyle bir şeydir, hep gördüğün bu şeyleri başka başka gözlerden görmeye gayret. Bu sıralar ilgi gündemimde kendine geniş bir yer bulan İsa’nın tanrılığı, tanrının İsa’lığı, Meryem’in kutsallığı, tanrılığın başlayıp bittiği yerler, bu tartışmalara sahne olmuş konsüller, tüm bunların insanın tabiatıyla ve aşkla olan ilgisi, bu öykünün içinde bir yerlere gizlenmiş bu kadim şiir gibi konular; henüz Ankara’dayken benim için yeterince içinden çıkılması zor hale gelmişti. Mevzu bahis saplantım, yine bir şiirin içinde kaybolup gidişim… Fakat bu bir depresyon değil, bu bir tür bunalım, yaratım sancısı diyorum. Her şey biraz yaratmakla ilgili. Düğümlendikçe düğümlenen bu karışıklığın çözümünü Efes’te aradım. Meryem Ana Kilisesi’nde anlar içinde öylesine kaybolup gitmek, Nestorius’un aforozuna tanıklık etmek, antik kalabalığın gürültüsünü duymak, burada gizli bu şiiri bulup çıkarmak ısrarında ve hasretindeydim. Bu kadar özel bir anın içinde dışarıdan gelen her uyarıcı beni öylesine deli etti ve gerçekle savaşım o kadar uzun sürdü ki, sonunda bu şiirden büsbütün soğudum. Kalabalık, sesler, adımlar, Türkçe, Almanca, Korece bomboş sözler sardı etrafımı; bilincime tutunan her gerçeklik beni şiirden daha da uzaklaştırdı. Hınca dönen soğukluğum genç ve titrek bir sevişme halini alıverdi. Bu şiiri yazıp, bitirip bir kenara atma telaşı kapladı büsbütün zihnimi. Öpüşlerden, sevişlerden uzakta, arzusuz sadece hınç ve düşmanlıkla işimi bitirip hiç konuşmadan dönüp uyumak ve uyandığımda bu şiirin yataktan kalkıp gitmiş olduğunu dilemek isteği.


Hıncıma yenik düşüp şiiri enine boyuna tekrar masaya yatırdım akşamında, başına gelecekleri bile bile hınzırlık yapan o çocuğun inadı ve merakıyla şiiri konuştum. Hiç yardımcı olmadı, şiir gözümün önünde arapsaçına döndü. Birkaç gün sonra, yalnız kaldığım ilk an tekrar saldırdım şiire, bir hınçla yazdım, yazdıkça bozdum, eskiden kendini çok ciddiye alan bu şiiri anakronik bir meta gibi ele alıp bugünden yazdım. Bu şiirle baş etmenin başka bir yolu kalmamıştı benim için. Şimdi bu şiir henüz bitmiş değil. Fakat bendeki gevşeme, iyi ya da kötü bir derdi başımdan salmaya yaklaştığım için mi yoksa şiirin yeni halini gerçekten daha mı çok sevdim bilemiyorum. İlk ihtimalden korkuyorum. Bir şiir için ilk defa altından kalkamayacağım bir işe giriştim diye düşünüyorum. Bu şiiri bir daha yazılamayacak bir hale getirmiş olmak ihtimalini düşünmek korkunç kötü bir his. Tekrar tekrar okuyorum, şiirle barışıyorum. Buna rağmen bir süre bunları düşünmeye ara vermeliyim. Döndüğümde bu şiir hakkında neler düşüneceğimi merak ediyorum, okudukça bu şiirin o şiir olduğunu düşünerek de hevesleniyorum bir yandan. Bu şiiri bitirdiğimde bambaşka biri olacağımı anladım.


bana hükmet, değiştir, doğur beni

anne, credo, anne

ete bürünmek beni özgür kılacak




dn. Hayat yeterince boktan bir yer, saat 04.30’ta kapınıza vurularak komşular tarafından tüm ev ayaklandırılmadan da, yoktan yere. Hiç uyumayan korkunç bir şehir burası.


 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • YouTube

©2020, twentyfourthskyart

bottom of page